2008 KPDS Kasım Dönemi Başvuruları Başladı

08 Eylül 2008

       Kamu Personeli Dil Sınavı (KPDS) Kasım dönemi başvuruları başladı.

Başvuru Tarihi :08-19 Eylül 2008
Başvuru Yeri :Adıyaman Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu ÖSYM İl Sınav Yöneticiliği
Telefon No Santral : 0 416 223 22 10
Dahili : 1615 - 1616

Adıyaman Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Yüksek Lisans Sınav Sonuçları

04 Eylül 2008

      Adıyaman Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Yönetim Kurulunun 03.09.2008 tarih ve 2008/3-1 Karar Sayısı ile Yüksek Lisansa kesin kayıt yapma hakkı kazanan öğrenciler aşağıda belirtilmiştir.

- Fizik Anabilim Dalı Yüksek Lisans Sınav Sonuçları
- Kimya Anabilim Dalı Yüksek Lisans Sınav Sonuçları
- Matematik Anabilim Dalı Yüksek Lisans Sınav Sonuçları
- İlköğretim Anabilim Dalı Matematik Eğitimi Yüksek Lisans Sınav Sonuçları

      İstenen Belgeler

1. Başvuru için gerekli tüm belgelerin yanı sıra, Bakanlar kurulunca 2008-2009 Eğitim-öğretim yılında lisansüstü öğrenciler için belirlenen katkı payının birinci taksit tutarının Garanti Bankasının Adıyaman Şubesindeki 511-6299142 nolu hesabına yatırıldığına dair dekont.
2. Son 6 ay içerisinde çekilmiş 6 adet (4,5×6) cm ebadında vesikalık fotoğraf.

Asıl Öğrencilerin Kayıt Tarihi : 08-10 Eylül 2008
Yedek Öğrencilerin Kayıt Tarihi :11-12 Eylül 2008

Rektör Danışmanlığına Atama

03 Eylül 2008

       Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanı İnş. Müh. Zeynal BAKIR, 01.09.2008 tarihinden itibaren Üniversitemizin Etüt Proje ve Yapım İşlerinden Sorumlu Rektör Danışmanı olarak atanmıştır.

zeynal1.jpg
İnşaat Mühendisi
Zeynal BAKIR

Özgeçmiş

      15 Mart 1966 Adıyaman-Merkez doğumlu olan Zeynal BAKIR, İlkokul, Ortaokul ve liseyi Adıyaman’da tamamladı. Ortadoğu Teknik Üniversitesi Gaziantep Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümünden 1990 yılında mezun oldu.

      1990 - 1997 yılları arasında özel girişimcilik, 1998 - 2004 yılları arasında Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünde Köy Hizmetleri Şube Müdürlüğü, 2004 - 2007 yılları arasında da Bayındırlık İskan Müdürlüğü Kontrol Mühendisliği görevlerinde bulundu. 31.12.2007 tarihinden buyana Adıyaman Üniversitesi Yapı İşleri ve Teknik Daire Başkanlığı görevini yürütmektedir.

      Yaklaşık 10 (on) yıldır Adıyaman İMO (İnşaat Mühendisleri Odası) Başkanlığı yapmaktadır.

      BAKIR, öğretmen Nejla BAKIR( SEÇİLMİŞ) ile evli olup, Ece Dilan ve Serhat Başar isimli iki çocuk sahibidir.

Üniversitemiz Genel Sekreter V. Yrd. Doç. Dr. Ahmet GÜLTEK TRT’de Canlı Yayında

01 Eylül 2008

     Üniversitemiz Genel Sekreter V. Yrd. Doç. Dr. Ahmet GÜLTEK “Kuruluşundan Bugüne Kadar Üniversitemizin Yapmış Olduğu Sosyal ve Kültürel Etkinlikler” konusunda 02 Eylül 2008 tarihinde saat: 09.15′te TRT GAP Televizyonunda Canlı Yayınlanacak olan Yenigün Programına Katılacaktır.

2008 ÜDS Ekim Dönemi Başvuruları Başladı

27 Ağustos 2008

       Üniversitelerarası Kurul Yabancı Dil Sınavı (ÜDS) Ekim dönemi başvuruları başladı.

Başvuru Tarihi :01-12 Eylül 2008
Başvuru Yeri :Adıyaman Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu ÖSYM İl Sınav Yöneticiliği
Telefon No Santral : 0 416 223 22 10
Dahili : 1615 - 1616



2008-2009 Öğretim Yılında Üniversite Burs Başvurusu İle İlgili Duyuru

26 Ağustos 2008

2008-2009 Öğretim Yılında Üniversite Burs Başvurusu İle İlgili Duyuru

Basın Açıklaması: “Okullar Açılıyor… Peki Çocuğunuz Hazır Mı?”

25 Ağustos 2008

       Okulların açılmasına kısa bir süre kaldığına dikkat çeken Adıyaman Üniversitesi Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. İbrahim Yerlikaya, çocuğun okula hazır olarak başlamasının önemine ilişkin bir açıklama yaptı.

       Yerlikaya, açıklamasında okula başlamanın kritik bir dönem olduğunu, çünkü okula hazır olarak başlamanın sonraki yıllardaki akademik başarıyı, hatta çocuğun uyumunu, okula, öğretmenlere ve derslere yönelik tutumunu da etkilediğini belirtti.

       Her çocuğun zamanı geldiğinde okula başlayacağını ve bunun bir görev olduğunu hatırlatan Yerlikaya, çocuğun bu görevini yerine getirmesini zorlaştıran tutum ve davranışlardan kaçınılması gerektiğini vurguladı. Yemek yemediğinde “Bak okulda da böyle yaparsan öğretmen kızar” ya da “Öğretmenler yemek yemeyen çocukları sevmez”, yönergelere uymadığında “Okulda da böyle yaparsan arkadaşların seninle oynamaz” gibi çocuğun okulu, olumsuz, cezalandıran, dışlayan bir yer olarak algılamasına yol açacak tutum ve davranışlardan kaçınılması gerektiğini belirtti. Her yıl alıştığımız olumsuz olaylarla karşılaşmamak için ailelere ve öğretmenlere önemli görevler düştüğünü belirten Yerlikaya, çocuğun hazırlığı ile ilgili bir sorun olduğunda, bunun daha büyük sorunlara yol açmaması için mutlaka bir uzman yardımına başvurulması gerektiğini söyledi.*

       Yrd. Doç. Dr. Yerlikaya’nın konuyla ilgili yazısı aşağıda yer almaktadır.

ÇOCUĞUNUZU OKULA HAZIRLIYOR MUSUNUZ?

      Haydi okul zamanı…

      Her yıl okulların açılmasına kısa bir süre kala okula başlayacak bir buçuk milyonu aşkın çocuğu ve ailelerini tatlı bir telaş sarmaktadır. Ancak, bu tatlı telaşa, aileleri kaygılandıran “Acaba çocuğum okula yeterince hazır mı, okula uyum sağlayabilecek mi, okulda başarılı olabilecek mi?” gibi aileleri kaygılandıran pek çok soru da eşlik etmektedir. Çünkü her yıl alışık olduğumuz manzaralar ne yazık ki tekrar edilmektedir: Her sabah okula gitmemek için hastalanan (!) çocuklar, zorla servise bindirilen çocuklar, yakaladığı ilk fırsatta okuldan kaçan çocuklar, haftalarca annesi ya da bir yakını ile ancak sınıfta oturabilen çocuklar…

      Okula başlama insan hayatında kritik bir öneme sahiptir. Çoğu yetişkinin okula başladığı günü hatırlaması, hatta pek çok anne-babanın çocuklarının okula başladığı günü hatırlaması böyle bir önemden olsa gerek.
Birçok gelişim kuramı, okula başlamanın kritik bir dönem olduğunu vurgulamaktadır. Çünkü okula hazır olarak başlamak sonraki yıllardaki akademik başarıyı, hatta çocuğun uyumunu, okula, öğretmenlere ve derslere yönelik tutumunu da etkilemektedir. O halde okula hazırlık nedir ve bu konuda neler yapılabileceğine değinmekte yarar var.

      Anne – babalara…

      Okula hazırlık, biyolojik/fiziksel hazırlık ve psikolojik/sosyal hazırlık olarak ele alınabilir. Biyolojik/fiziksel hazırlıkla, çocuğun okulun gerektirdiği küçük ve büyük kas olgunluğuna ve işitme ve görme duyuları başta olmak üzere duyu organlarının işlevlerini yerine getirme yeterliliğine sahip olması kastedilmektedir. Örneğin, okulun hemen başında yüzleşeceği yazma becerisi için, çocuğun parmak uçlarında bulunan küçük kaslarının kalem tutabilecek ve yazabilecek kadar, ya da beden eğitimi derslerinde yer alan etkinlikleri yapabilecek kadar büyük kaslarının olgunlaşmış olması gerekir. Bu durum son derece önemlidir, aksi halde hiçbir yöntemle çocuğun bu alandaki yeterliğe ulaşması sağlanamaz. Bu konuda ısrar edildiği takdirde de bu durumun bir sonucu olarak pek çok yeni sorun ortaya çıkabilir. Benzer şekilde, okul programlarında yer alan etkinliklerin çoğu işitme ve görmeye dayalı etkinlikler olduğundan çocuğun işitme duyusu yeterli değilse işitsel uyaranları, görme duyusu yeterli değilse görsel uyaranları yeterince ya da hiç algılayamayacaktır.

      Biyolojik/fiziksel alanlarda çocuğun bir yetersizliği varsa önce tıbbi önlemleri araştırmak ve bu yetersizlikleri ortadan kaldırmaya çalışmak gerekir. Tıbbi olarak önlem almanın olanaklı olmadığı durumlarda da ailenin özel eğitim olanaklarını araştırması gerekir. Bu konuda Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinden yardım alınabilir.

      İkinci grup hazırlık ise, psikolojik/sosyal hazırlıktır. Psikolojik hazırlıkla kastedilen, çocuğun okula, öğretmenlere, derslere, öğrenmeye v.b karşı olumlu bir tutuma, sosyal hazırlıkla kastedilen de çocuğun okuldaki büyük-küçük gruplara uyum sağlama becerisine sahip olmasıdır. Örneğin, çocuğunuza “Çocuğum artık büyüdü, okula gidecek” dediğinizde “bana ne ben gitmeyeceğim, sen git” diyorsa, kağıt kalem verdiğinizde fırlatıp atıyorsa, “Gel sana kitap, defter alalım” dediğinizde “istemiyorum” diyorsa bunun anlamı psikolojik olarak yeterince okula hazırlıklı değildir demektir. Eğer işbirliği yapma, hakkını arama, kurallara uyma, özbakım becerilerini kazanmış olma gibi becerilere sahip değilse de çocuğun sosyal olarak hazırlığından söz edemeyiz.

      Genel olarak hazırlığın, özellikle de psikolojik/sosyal hazırlığın gerektirdiği becerileri çocuğun kazanabilmesi bir süreç gerektirir. Doğal olarak, çocuğa “okul çok güzel” demekle çocuk okulun güzel bir yer olduğuna hemen karar vermez. Ancak çok küçük yaşlardan itibaren özellikle evde verilen sözlü ve sözsüz mesajlarla, tutarlı ve sürekli olarak okulun güzel olduğu vurgulanmışsa, çocuk da okulu güzel bir yer olarak kodlayabilir. Benzer biçimde, çocuğa “Arkadaşlarınla iyi geçin, mızmızlık yapma” dendiğinde bu komutu hemen hayata geçiremez. Ancak çocuğa her yaşta o yaşın gerektirdiği sosyal becerileri kazanabilmesi için uygun yaşantılar sunulmuşsa, o zaman çocuk bu becerilere sahip olarak okula başlama şansına sahip olabilecektir.

      Okula başlamak her çocuğun zamanı geldiğinde yerine getirmesi gereken bir gelişim görevidir. Bu nedenle çocuğun bu görevini yerine getirmesini zorlaştıran tutum ve davranışlardan kaçınılmalıdır. Yemek yemediğinde “Bak okulda da böyle yaparsan öğretmen kızar” ya da “Öğretmenler yemek yemeyen çocukları sevmez”, yönergelere uymadığında “Okulda da böyle yaparsan arkadaşların seninle oynamaz” gibi çocuğun okulu olumsuz, cezalandıran, dışlayan bir yer olarak algılamasına yol açacak tutum ve davranışlardan kaçınılmalıdır.

      Evet, yukarı da da vurgulandığı gibi çocuğun okula hazır hale gelmesi bir süreçtir. O halde çocuğunuzu okula hazırlamakla ilgili kaygılarınız, çocuk okula başlamak üzere iken başladığında ve sorumluluklarınızı o zaman hatırladığınızda yapabilecekleriniz de oldukça sınırlı olacaktır. Şayet okula hazırlık sizi ilgilendiriyorsa çocuğunuzun çok küçük yaşlardan itibaren okula hazırlığın gerektirdiği becerileri kazanmasına yardımcı olmalısınız. Çocuğunuz okula başlayacaksa ve yeterince hazır değilse bu konuda bir ruh sağlığı uzmanından (psikiyatrist, psikolojik danışman, psikolog) yardım alabilirsiniz.

      Öğretmenlere…

      Bildiğiniz gibi çocuğun olumlu davranışlarını desteklemek, olumsuz davranışlarını değiştirmek ve çocuğa yeni davranışlar kazandırmak okulun temel işlevleri olarak kabul edilmektedir. Bu temel işlevlere uygun olarak okula yeni başlayan öğrencilerin hazır bulunuşluklarını gözden geçirmek, eksikliklerine karşı hoşgörülü olmak ve tamamlamaya çalışmak, bireysel farklılıklarına saygı duymak onların hazırlıklarına önemli katkılar yapacak ve uyumlarını kolaylaştıracaktır. Özellikle bu gelişim dönemindeki çocuklar öğrendiklerini genelleme eğiliminde olduklarından ilk yaşantılarının olumlu olması son derece önemlidir. Örneğin, olumlu bir öğretmen tutumu ile karşılaştıklarında, tüm öğretmenleri bu şekilde olumlu algılama eğilimi göstermektedirler.

      Okul her çocuk için yeni bir fiziksel ortam, yeni kurallar, yeni ilişkiler demektir. Dolayısı ile çocuğun hazırlığı hangi düzeyde olursa olsun okula başlamak her çocukta bir miktar uyumsuzluğa yol açabilir. Okullarda uygulanacak olan okula uyum (oryantasyon) programları, öğrencilerin bu uyumsuz davranışlarının olası en kısa sürede minimize edilmesi ve çocukların enerjilerini ve çabalarını uyum sağlama yerine akademik çalışmalarına harcamalarına yardımcı olacaktır. Milli Eğitim Bakanlığı’ nın 2006 -2007 eğitim öğretim yılından itibaren başlattığı birinci sınıfları bir hafta erken okula başlatma uygulamasının da bu anlamda isabetli bir karar olduğu söylenebilir.

                                         Yrd. Doç. Dr. İbrahim YERLİKAYA

Basın Açıklaması: “Üniversitemizin 2008-2009 Eğitim-Öğretim Yılı Başındaki Mevcut Öğrenci Durumu”

22 Ağustos 2008

     Adıyaman Üniversitesi 2008–2009 eğitim-öğretim yılında toplam 6917 öğrencisi ile yeni akademik yıla başlayacaktır.

     Üniversitemizin Tıp Fakültesinde 31, Eğitim Fakültesinin 3 bölümünde 8 programda 1137, Fen-Edebiyat Fakültesinin 7 bölümünde 446, Sağlık Yüksekokulunun 2 bölümünde 365, Meslek Yüksekokulunun 24 programında 2301, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulunun 1 programında 30, Kâhta Meslek Yüksekokulunun 12 programında 838, Besni Meslek Yüksekokulunun 12 programında 1341 ve Gölbaşı Meslek Yüksekokulunun 6 programında 428 öğrenci öğrenim görecektir.

     2007–2008 öğretim yılına göre öğrenci mevcudumuzda yüzde 104’lük artış olmuştur. Ayrıca ek kontenjanlarla 505 öğrenicinin daha alınması için Yükseköğretim Kurumu’na teklifte bulunulmuştur. Bunun da gerçekleşmesi halinde öğrenci mevcudumuzun 7422 olması beklenmektedir.

     Mevcut 169 akademik personelimizle eğitim-öğretim sürdürülecektir.
     2008–2009 güz yarıyılında öğrenime başlamak üzere Fen Bilimleri Enstitüsü bünyesinde Lisansüstü programlara 25 öğrenci alınacaktır.
     Bütün bu gelişmeler için çaba sarf eden ve katkıda bulunan kişi ve kuruluşlar ile Adıyaman Üniversitesi’nin çok değerli akademik ve idari personeline teşekkür ederim.

                                                       Prof. Dr. Mustafa GÜNDÜZ
                                                                     Rektör

resim1.jpg

resim2.JPG

Panel: “Kamuda Özgür Yazılımların Kullanımı ve Pardus”

20 Ağustos 2008

pardus.jpg

Yükseköğretim Genel Kurulu Tarafından Üniversitemiz İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’ne Yeni Bölümlerin Açılması Uygun Görüldü.

20 Ağustos 2008

       Adıyaman Üniversitesi Rektörlüğü’nün, yükseköğretim kurumları bünyesinde bölüm açılması teklifi, Yükseköğretim Yürütme Kurulu toplantısında incelenmiş 30/07/2008 tarihli 2547 sayılı Kanun’la değişik 7/d-2 maddesi uyarınca İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi bünyesinde İktisat Bölümü, İşletme Bölümü, Kamu Yönetimi Bölümü ve Maliye Bölümü açılması uygun görülmüştür.